Pandemi Karşısında Psikolojik Korunma

Küresel bir krizin içinden geçerken bu sefer konumuz sağlık…

Herkesin kendini bir anda içinde bulunduğu Pandemi nedir? Psikolojik etkileri nelerdir? Ruh sağlığımızı korumak ve sağlıklı kalmak için neler yapmalıyız? derledik ve Siz değerli paydaşlarımızla da paylaşmak istedik.

Firmalara özel olarak düzenlenen Risk Değerlendirme Raporu ve Acil Durum Eylem Planları için irtibata geçebilirsiniz.

Dünya var olduğundan bu yana insanoğlu üzerinde kontrol sağlayamadığı her tür durum karşısında yoğun korku ve kaygı yaşar. Deprem, sel, tsunami gibi doğal felaketler, terör saldırıları ve tarihten bu yana veba ve kolera gibi ‘pandemi’ olarak tanımlanan, koca bir kıtayı hatta tüm dünya yüzeyini etkisi altına alabilecek şiddette salgın hastalıklar, insanların üzerinde kontrol sağlayamadığı durumlar arasındadır. Üzerinde kontrolümüz olmadığı bu süreci kontrol etmeye çalışırken bilgi kirliliği içeresinde panik, kızgınlık, öfke, suçluluk, çaresizlik, yalnızlık ve umutsuzluk gibi inişli çıkışlı duygular yaşanabildiği gibi korku ve kaygımız daha da şiddetlenmektedir. Ayrıca hepimizin üzerinde hiç düşünmediği, varlığını bile fark etmediği temel bir güvenlik duygusu vardır. Bazı tehlikelerin etrafımızda olduğunu bilsek de esasen güvende olduğumuzu düşünürüz. Birden bire ortaya çıkan olumsuz durumlar bu temel güvenlik duygusuna, şiddetli bir darbe vurup altüst olmasına sebebiyet vermektedir. Yaşanılan sürecin en önemli psikolojik etkisi; derin bir güvensizlik ve endişe duygusunun kendini göstermesidir. Burada belirsizlik ve yalnızlık duygularının da büyük bir payı vardır. İnsanı psikolojik olarak en çok hırpalayan, endişelendiren durum da genellikle belirsizliktir. İnsanın katlanmakta en çok zorlandığı durum esasen belirsizlik durumudur.

Ülkemizde de görülen ve Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) de tanımladığı küresel pandeminin neden olduğu fiziksel ve ekonomik zararların yanı sıra milyonlarca insanın psikolojisini de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tür bir kaos içerisinde kaybolmaktansa enerjimizin ana odağı kişisel sağlığımızı muhafaza etmenin yanı sıra tepkilerimizi de kontrol ederek sakinleşmeye, durulmaya ve kendimize dönmeye ihtiyacımız vardır. Akıl, önlem ve çözüm üçgeninde mümkün olduğunca günlük işlerimize devam etmeye çalışmak sadece kendimiz için değil toplumumuz için de yapacağımız en büyük destekleyici tavırlardan biri olacaktır

İş güvenliği açısından baktığımızda ise; işyeri harici oluşan olumsuz sosyal durumlar çalışanlarda dikkat dağınıklığı, motivasyon düşüklüğü, dalgınlık, davranış bozukluğu gibi durumlar ortaya çıkartabilir. Bu şartlar göz önünde bulundurularak herhangi bir kazaya yol açmamak için çalışanların sağlıkları, işin verimliliği, iş kazalarının önlenmesi, toplam kaliteye erişilmesi gibi amaçlar doğrultusunda çalışanların psikolojisi sürekli olarak gözlemlenmeli ve gerektiğinde müdahale edilmelidir. Çalışanlarda, İşverenlerince kendilerine bildirilen koruyucu tedbirlere uygun şekilde davranmalıdır. Güvenliğin mümkün olan en üst seviyede sağlandığından emin olmak ruhsal açıdan en önemli konudur ve çalışanların psikolojik sağlığı açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Salgın psikolojisi belli bir düzeyde kaygı barındırır, bu doğaldır. Kaygıdan korkmak ve bir an önce geçmesi için çabalamak artmasına sebep olur. Duygulara zaman tanımalıyız. Kaygılarımız yeni durumlara bir süre sonra adapte olacak ve azalacaktır. Baş etme yolları devreye girecektir. Baş etme becerilerimiz ne kadar çeşitli ve gelişkinse, aile ve sosyal destek kaynaklarımız ve yakın ilişkilerimiz ne kadar sağlam, güvenli ve doyurucuysa, iletişim ve problem çözme becerilerimiz ne kadar esnekse, hayatımıza anlam katan iş, uğraş ve amaçların varlığı ne kadar güçlüyse ve kendimize ne kadar zaman ayırabiliyorsak, stres verici böyle dış gerçeklerin ve travmatik olayların bizlere etkileri o derece azalacaktır.

“Bana bir şey olmaz” anlayışı hem kamu sağlığı hem de bireysel sağlık için tehlike arz etmektedir. Aşırı derecede korku ise depresyon, sağlık anksiyetesi gibi bir takım ruhsal sorunlara neden olabilir. Bu nedenle resmi bilgilendirmeleri takip etmek, gerçekçi bir risk değerlendirmesi yapmak ve hangi davranışları edinerek kendimizi koruyabileceğimizi öğrenmek bu süreçte hem fiziksel hem ruhsal sağlığımızı korumak için çok önem teşkil etmektedir.

Bu süreçte gündemden uzak kalmadan günlük işlerimizi de yürütebilmek ve sağlıklı kalmak için neler yapabiliriz kısaca inceleyelim;

  • Salgın hakkında bir fikriniz yoksa devlet kurumlarının web sitelerinde yayınlanan detaylı bilgilere erişim sağlayarak bilinçlenebilirsiniz.
  • Sosyal medyada yayınlanan olumsuz yazılardan veya yalan haberlerden kaçınmalısınız.
  • Çevrenizdekilerle konu hakkında olumsuz konuşarak birbirinizi etkilememeye ve korkutmamaya gayret etmelisiniz
  • Virüs ve salgın haberlerine aşırı maruz kalmaktan kaçınmalısınız ve medya tüketiminizi sınırlamalısınız. Birkaç saatte bir olmak üzere, yeni bir gelişme var mı diye bakmak yeterli olacaktır.
  • Günlük işler hayatla bağımızı sağlayan şeylerdir, mümkün olduğu kadar rutin işlerinizi yapmaya devam etmelisiniz.
  • Sağlığınıza ve hijyeninize önem göstermelisiniz.
  • Bağışıklık sisteminizi güçlü tutmak için beslenme ve uyku düzeninize dikkat etmelisiniz.
  • Sürü psikolojisinden kaçınarak, sağlık otoriteleri tarafından önerilmeyen işe yaramayan eylemleri sırf başkaları da yapıyor diye yapmamalısınız.
  • Özellikle gelenek ve göreneklerimizde bulunan öpüşme, sarılma, tokalaşma selamını bir süreliğine de olsa ara vermelisiniz.
  • Elinizi gün içinde sık sık en az 20 sn olacak şekilde su ve sabun kullanarak hekimlerin önerdiği şekilde dikkatlice yıkamalısınız.
  • Seyahatlerinizi sınırlamak gibi riski azaltabileceğiniz eylem planları yapmalısınız.
  • İşe giderken ve/veya dışarıya çıkarken cep dezenfektanı, mini kolonya ve maske bulundurmalısınız
  • Alıştığınız kahve ve çay tüketiminin fazla üstüne çıkmadan ve mümkünse kafeinsiz içecekler tükmelisiniz.
  • Alkol ve hiçbir uyuşturucu-uyarıcı madde kullanmamalısınız.
  • Sigara içmemelisiniz. Sigara kullanıyorsanız bile, en azından böyle bir dönemde arttırmayınız, azaltmayı deneyiniz.
  • Sizi dinlendiren, sakinleştiren, neşelendiren müzikler dinleyiniz, sinir sistemini yatıştırıcı bir etkisi olduğunu unutmayınız
  • Olumsuz cümlelerden ve düşüncelerden kendinizi uzak tutarak, pozitif yönleri keşfetmeye çalışınız.
  • Kitap okuyunuz, öğrenmek istediğiniz konuları araştırınız.
  • Kendinize sadece Size ait olan küçük molalar vermelisiniz.
  • Yarım kalmış işlerinizi tamamlayınız.
  • Evde vücut hareketliliğinizi sağlamak için kontrollü ve dikkatli olarak spor, yoga, plates ve benzeri aktiviteler gerçekleştiriniz.
  • Hobilerinize ve size iyi hissettiren kaynaklarınıza zaman ayırmaya çalışın. İlgi duyduğunuz konularda okuma ve öğrenme, kendinizi geliştirme fırsatı olarak görünüz.
  • Aile bireylerinizle daha yakın ve derin ilişkiler oluşturunuz. Eşiniz, çocuklarınız, kardeşleriniz ve ebeveynlerinizle kaliteli zaman geçiriniz.
  • Akraba ve dostlarınızla internet üzerinden ya da telefonla da olsa iletişiminizi sürdürünüz.
  • Evinizi ve/veya işyerinizi belirli aralıklarla havalandırınız. Temiz hava oksijeni artıracaktır.
  • Evde, işte, alışverişte, sokakta hem kendinizin hemde çevrenizin sağlığı için sosyal mesafenizi koruyunuz.
  • Kendinize ve başka insanlara değer veriniz, duyarlı olmaya çalışınız

Salgın kontrol altına alındıktan ve normal hayatımıza döndükten sonra bizi içsel ve dışsal olarak nasıl bir dönüşümün beklediğini henüz hiçbirimiz tam olarak bilmiyoruz, hep birlikte yaşayarak göreceğiz. Her şeyin bir anda bir düğmeye basılmışcasına sıfırlanmayacağı muhakkak, elbette bir takım izler, etkiler kalacaktır. Hatta kalacak olan etkiler sadece bizimle sınırlı olmayacak, muhtemelen gelecek nesillere de aktarılacak derin katmanlarda da devam edebilecektir. Ancak her zaman göz önünde tutmamız gereken kriter, günlük yaşam kalitemizin, işlevselliğimizin ne derece etkilendiği-etkilenmediğidir. Yani, salgın geride kaldıktan ve hayat az çok normale döndükten sonra bile eğer tüm çabanıza rağmen, hala günlük hayatınızı sekteye uğratan düzeyde etkiler yaşıyorsanız;

  • Uyku ve yeme düzeninizle ilgili problemler haftalarca normale dönmüyorsa;
  • Tekrarlayıcı görüntüler ve zorlayıcı düşünceler sizi fazlasıyla yoruyorsa,
  • Durduramadığınız tekrarlayıcı hareket ve davranışlar, ani irkilmeler, şiddetli kaçınmalar, temizlik ve kontrol ritüelleri günlük hayatınızı etkilemeye devam ediyorsa;
  • Kendinizi rüyadaymış, bedeninizin dışındaymış gibi hissediyorsanız, kendinizi boşlukta, duygusuz, tepkisiz ve donmuş hissediyorsanız;
  • Ani öfke patlamaları, aşırı kaygı ve panik, huzursuzluk ve yerinde duramama söz konusuysa;
  • Hayata dair yoğun bir isteksizlik ve enerjisizlik yaşıyorsanız,

O zaman bu belirtileri ciddiye almak ve profesyonel bir yardıma başvurmak faydalı olacaktır.
Lütfen unutmayın, geçtiğimiz zorlu dönemlerde duygusal dayanıklımız bizi ayakta tutacak ve sağlıklı kalmamızı sağlayacaktır. Eğer kendimizi korursak, çevremizi de korumayı başarırız.
Sağlıklı günler dileklerimizle

TEKLİF İSTE